Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Oluşumu
Yazar:
»
Adsız
| Kategori:
12.Sınıf
|
Ders Notları
|
Edebiyat
| Tarih:
30 Aralık 2012 Pazar
I. Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu ateşkes antlaşması, Osmanlı Devleti'ni savunmasız duruma getirmiş, işgaller için zemin hazırlamıştı. İşgaller başladığında Padişah Vahdettin Mebusan Meclisini dağıttı. Damat Ferit Paşa Hükümeti, işgale seyirci kaldı. Bu durumda Anadolu'da milis örgütlenmesi başladı ve "ulusal mücadele", ifadesini Kuvayı milliye'de buldu.
- O günlerde Mustafa Kemal, Anadolu'ya geçip direniş güçlerini millî bir örgütte toplayıp mücadeleyi başlatma kararını verdi. 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi olarak tayin edilen Atatürk, Samsun'a çıktı.
- Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 5 Ağustos 1919), Sivas Kongresi (4 - 11 Eylül 1919) Anadolu'daki örgütlenmelerin önemli kilometre taşları oldu. Mustafa Kemal, ulusal mücadeleyi yönetmek için merkez olarak seçtiği Ankara'ya geldi (27 Aralık 1919).
- "Osmanlı Meclis-i Mebusan"ı İstanbul'da açıldı (12 Ocak 1920). Burada Mustafa Kemal'e bağlı temsilciler "Mi-sakımillî" kararlarının kabul edilmesini sağladılar (28 Ocak 1920). "Türklerin oturduğu topraklar hiçbir biçimde parçalanamaz." yargısı Misakımillî'nin en önemli esasıdır.
- İstanbul'un işgali (15 Mart 1920), Mebusan Meclisinin dağılması, Atatürk'ün ileri görüşlülüğünü bir kez daha kanıtladı.
- 24 Temmuz 1923'te siyasi bir zafer olan Lozan Antlaşması imzalandı.
Lozan Antlaşması'nın esaslarına göre, yeni Türk Devleti uluslararası alanda bağımsız, bütün devletlerle eşit olduğu kesinlikle tanındı ve Osmanlı Devleti'nin sona erdiği kabul edildi. Kapitülasyonlar kaldırıldı ve işgal kuvvetleri 2 Ekim 1923 tarihinde İstanbul'dan ayrıldı; 6 Ekim 1923'te de Türk ordusu coşkun gösteriler ve sevinç gözyaşları ile İstanbul'a girdi. Bu barışın iki önemli eksikliği Atatürk'ün sağlığında giderildi: Boğazlar üzerindeki sınırlamalar kaldırıldı, Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması sağlandı. 23 Haziran 1939'da Fransa ile Türkiye arasında imzalanan bir antlaşmayla Hatay'ın Türkiye'ye katılması kesinleşti. 29 Haziran 1939'da Hatay Millet Meclisi Türkiye'ye katılma kararı aldı.
- 13 Ekim 1923'te Ankara'nın başkent olması kabul edildi. 29 Ekim 1923'te rejimin adı konularak cumhuriyet ilan edildi. Oy birliği ile Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı, ilk Cumhuriyet hükümetini kurma görevini İsmet Paşa'ya verdi.
- Cumhuriyetin ilanından sonra Halife Abdülmecit, İstanbul'da devlet başkanı gibi hareket ederek iki başlılığa neden olduğu için 3 Mart 1924'te "Halifelik" kaldırıldı.
- Hukuk laikleşti
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarıldı.
- Medreseler kaldırıldı
- Harf inkılabı yapılarak Latin alfabesi kabul edildi (1928).
- Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı (1925)
- Saat, takvim, ölçülerde ve kıyafette Batı dünyasına uyuldu.
- 1934 yılında Soyadı Kanunu kabul edildi.
Bütün bunların yapılmasında Atatürkçülüğün temel ilkeleri (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, inkılapçılık, laiklik, devletçilik) yol gösterici olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu "Cumhuriyet"in tarihe ışık tutacak nitelikte değerlendirmelerinden birini 1927 yılında CHP Büyük Kongresindeki konuşmasında yapmıştır. Atatürk, "Nutuk" adı verilerek kitap hâline getirilen bu konuşmasına "Gençliğe Hitabe" ile son vermiştir.Atatürk'ün çağdaş bir devlet oluşturma çabaları hep sürdü. Sofralarına bilim ve sanat insanlarını davet ederek ülke meselelerini konuştu; araştırmalar, incelemeler yapılmasını sağladı. Sağlık durumu daha fazlasına izin vermedi ve 10 Kasım 1938 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda bu dünyadan maddi olarak ayrıldı. Kurduğu Cumhuriyet'le, ilke ve düşünceleriyle milletinin yüreğinde yaşamaktadır.
Felsefi Bilginin Özellikleri
Yazar:
»
Adsız
| Kategori:
11.Sınıf
|
Ders Notları
|
Felsefe
| Tarih:
25 Aralık 2012 Salı
Felsefi bilginin özellikleri şöyledir;
Kişisellik ve yaratıcılığın ön planda olması
Felsefe yaratıcılığın ön planda olmasını sağlar. Bunun nedeni filozofların birbirinden farklı görüşleridir. Bu da bilgilerin çeşitliliğini meydana getirir. Her yeni sentez aynı zamanda yenilik ve başkalaşımdır.
Evrensellik
Felsefik görüşler birbirinden farklı olabilir fakat incelendiği konular evrenseldir. Örneğin felsefe bir İnsanı inceler. Bir varlık felsefesi İnsanların ilk çağlardan beri üzerine çalıştığı evrensel problemlerdir.
Sonuç ve varsayımsal
Felsefe varmış olduğu sonuçlara varsayım olarak bakar. Felsefe konusu gereği düşünmeye özgüdür. Bu nedenle kesin bir sonuç elde edemez. Yalnız varsayabilir. Bunun nedeni Felsefik konuların çok geniş olmasıdır. Aynı zamanda temellendirebilir.
Eleştirisel Olması
Felsefe özünde eleştiri özelliğini taşımaktadır. Mevcut Felsefe anlayışı eleştirerek doğruyu bulma çabası içerisindedir. Aynı anti-tezlerin tezleri daha fazla geliştirmeye neden olduğu için.
Felsefe ve felsefi bilginin özellikleri kısaca böyledir. Sonraki derslerde bu maddeler daha ayrıntılı olarak incelenecektir.
Eğitim Sitesi, Yazılı Soruları, Ders Notları, Konu Anlatımları
Yazar:
»
Adsız
| Kategori:
Cevap Anahtarı
|
Ders Anlatımları
|
Ders Notları
| Tarih:
27 Ekim 2012 Cumartesi
Sitemizin destekeldiği ödev yapma,ders çalışma sitesinin tanıtımı.
Artık ödevlerinize daha kısa sürede ulaşabileceksiniz. Yeni açılan eğitim sitesi egitimlise.blogspot.com ile liseliler için ders notları, konu anlatımları, videolu anlatımlar, kitap haberleri ve özetleri gibi birçok içerik ve materyale ulaşabilirsiniz.
Site sade yapısıyla hızlı, erişilebilir bir hizmet sunuyor. Ayrıca eğitim habelerini takip edebilir ve sunu,slayt indirebilirsiniz.
Canlıların Ortak Özellikleri
Yazar:
»
Adsız
| Kategori:
9.Sınıf
|
Biyoloji
|
Ders Notları
| Tarih:
21 Ekim 2012 Pazar
Canlıların Ortak Özellikleri
1-) Hücresel Yapı :
Tüm canlılar yapısal ve işlevsel bakımdan en küçük yapı birimi olan hücreden oluşur.- Bazı canlılar sadece bir hücreden oluşur. Bunlara ; "Bir hücreli canlılar" denir.
- Bazı canlılar ise çok sayıda hücrenin belirli bir organizasyon ile bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Bunlara da ; "Çok hücreli canlılar" denir
2-) Beslenme :
Canlıların hayatlarını sürdürebilmesi için beslenmeleri gerekir. Canlılarda değişik beslenme şekilleri görülür. Bunlar ; Otorotof ve Heterotrof beslenmedir.- Otorotof beslenme ; Canlıların kendi besinini kendisi üretmesidir. Bu beslenme şekli fotosentetik bitkiler (ışık enerjisi ile besin üretme) ve kemo sentetik canlılarda (bakterilerde) görülür. Bu canlılara üreticiler de denir.
- Heterotrof Beslenme ; Canlılar ihtiyacı olan besini dışarıdan hazır olarak alırlar. Bu canlılara Tüketiciler de denir. Bu beslenme şekli İnsan, hayvan, mantar ve daha bir sürü canlıda görülür.
3-) Enerji Üretimi (Solunum) :
Canlıların büyümesi, iş yapabilmesi, üremesi, bütün hayatsal Fonksiyonlarını gerçekleştirebilmesi için enerjiye ihtiyaç vardır.- Canlıların kullandığı enerjinin temeli Güneş tir.
- Güneş enerjisinin tüketici canlılar (heteratrof) tarafından kullanılabilmesi için fotosentezle bitkiler tarafından kimyasal bağ enerjisine (besinlere) dönüştürülebilmesi gerekir.
- Fotosentez organik besinlerin kimyasal bağlarında depolanan bu enerji hücre solunumu ile serbest hale geçer ve hücrede kullanılır. Hücrede Oksijenli ve Oksijensiz olmak üzere iki çeşit solunum gerçekleşir.
- Oksijenli Solunum ; Hücrede oksijen kullanarak besinlerdeki kimyasal bağ enerjisinin açığa çıkarılabilmesidir. Örnek ; Hayvan , bitkiler
- Oksijensiz Solunum ; Hücrede oksijen kullanmadan besinlerdeki kimyasal bağ enerjisinin açığa çıkarılması olayıdır. Örnek ; Bazı bakteriler
4-) Büyüme :
Canlıların yapısını oluşturan hücrelerin sayıca ve hacim olarak artmasına büyüme denir.Büyüme olayı besinlerle ve solunum ile gerçekleşir. Dışardan alınan besinlerin hücrede kullanılması ve enerji oluşturulmasını içeren olayların tümüne Metabolizma denir.
Metabolizma :
Anabolizma (Yapım olayları) ve Katabolizma (Yıkım olayları) olarak 2 ye ayrılır.Anabolik ve katabolik olaylar hücrenin hayatı boyunca devam eder.
Anabolik olaylar > Katabolik olaylar --> Canlı büyür.
Anabolik olaylar = Katabolik olaylar --> Büyüme durur.(Yetişkinlik)
Anabolik olaylar < Katabolik olaylar --> Yaşlanma
Hayvanlarda büyümenin üst sınırı vardır. Bitkilerde ise gövde ve kök uçlarında bulunan sürekli bölünebilen doku nedeniyle büyüme sınırsızdır.
5-) Haraket :
Canlılar yaşadıkları ortama göre çeşitli hareket yeteneklerine sahiptir.Örnek : Tek hücrelilerde Paremesyum = Siller ile (Titrek Tüy) , Öglena = Kamçı ile , Amip = Yalancı ayak (Sitoplazma uzantısı) ile çok hücrelilerde bacak, kanat, yüzgeç gibi yapılarla hareket sağlanır. Bitkilerde ise yönelme hareketi vardır. Işığa Yönelme gibi..
6-) Boşaltım :
Bir hücreli yada çok hücreli canlılarda metabolizma sonucunda oluşan atık maddelerin canlıdan uzaklaştırılmasına boşaltım denir.Tek hücrelilerde Boşaltım ; kontraktil kokularla yapılır.
Bitkilerde fazla su yapraktan terleme yoluyla yapılır.
Katı atıklar yaprak dökümü ile uzaklaştırılır.
Hayvanlarda katı sindirim atıkları sindirim sistemiyle solunum gazları (CO2) su ve suda çözünmüş zehirli atıklar boşaltım sistemiyle canlıdan uzaklaştırılır.
7-) Üreme :
Her canlının belli bir büyüme döneminden sonra neslini devam ettirebilmesi için kendine benzer bireyler meydana getirmesine üreme denir.Eşeysiz Üreme (Mitoz Bölünme) ; Mitoz hücre bölünmesi ile oluşur. Kalıtsal açıdan hem birbirine hemde ana canlıya tamamen benzer yavrular oluşur. Kalıtsal çeşitlilik yoktur. Tek bir ata vardır.
Eşeyli Üreme (Mayoz Bölünme) ; Üreme hücreleri mayoz bölünmeyle oluşturulur. Enek ve dişi üreme hücreleri vardır. (Yumurta ve Sperm, iki canlı var.) Oluşan yavrular hem birbirinden hemde ana babadan tamamen farklıdır. Kalıtsal çeşitlilik var, bu nedenle farklı yaşam şartlarına kolay uyum sağlarlar. Eşeysiz üremeye göre bu nedenle avantajlı.
8-) Uyarılma Çevresel Uyarılara Tepki :
Canlılar iç ve dış ortamlardan gelen fiziksel ve kimyasal uyarılara tepki gösterirler. Bu duyarlılıkları sayesinde çevrelerinde meydana gelen bu tepkimelere karşı kendilerini koruyabilirler. Örnek : Bitkilerin suya yönelirken kireç vb. maddelerden uzaklaşması, göz bebeklerinin az ışıkta genişlemesi, fazla ışıkta daralmasıÇevresel uyarılara tepki sinir sistemi ve duyu organlarının birlikte çalışmasıyla gerçekleşir.
9-) Organizma, Organizasyon :
Çok hücrelilerde organizasyon en küçük yapı birimi hücredir. Hücre < Doku < Organ < Sistem < Canlı
Karmaşık Sayılar (Kompleks Sayılar)
Yazar:
»
Adsız
| Kategori:
11.Sınıf
|
Ders Notları
|
Karmaşık Sayılar
|
Matematik
|
Ödevler
| Tarih:
18 Ekim 2012 Perşembe
Karmaşık Sayılar (Kompleks Sayılar)
Matematikte karmaşık sayı, bir gerçel bir de sanal kısımdan oluşan bir nesnedir. Karmaşık sayılar şu biçimde gösterilirlerz = α + bi
Genel olarak karmaşık sayılar için "z" harfi kullanılır. a ve b sayıları gerçel olup i² = -1 özelliğini sağlayan sanal birime i denir. Kimi zaman özellikle elektrik mühendisliğinde i yerine, j kullanılır.
Ayrıca matematikte bu sayıların uzayı C olarak gösterilir. Bu harfin seçilmesinin nedeni, İngilizce'de karmaşık sözcüğünün karşılığı olarak complex sözcüğünün kullanılmasıdır, nitekim bazı Türkçe kaynaklarda complex sözcüğünden devşirilen kompleks sözcüğüne de rastlanabilir. Karmaşık sayılara böyle bir adın verilmesinin nedeni ise aşağıda da göreceğimiz gibi gerçel ve sanal kısımların bir arada durmasıdır.
Bütün gerçel sayılar sanal kısımları sıfıra eşit olan birer karmaşık sayı olarak düşünülebilir. Diğer bir deyişle gerçel sayılar, karmaşık sayı düzleminde gerçel sayılar ekseni üzerinde bulunurlar.
z = α + i · 0 € R
Bir z karmaşık sayısının gerçel ve sanal parçaları sırasıyla Re(z) ve Im(z) şeklinde gösterilir. Bütün bu tanımları ve özellikleri bir örnekte gösterelim. z = 4 - 7i sayısı gerçel kısmı Re(z) = 4, sanal kısmı Im(z) = − 7 olan C uzayında bir karmaşık sayıdır. Gerçel sayılar, karmaşık sayıların alt kümesi olduğu için, R uzayındaki cebrin hepsi dolayısıyla C uzayında da tanımlıdır. Bunun dışında karmaşık sayıların başka özellikleri de vardır. Örneğin bir karmaşık sayı düzlemde bir vektör olarak temsil edilebilir.[1]
ax² + bx + c = 0 denkleminin Δ < 0 iken reel kökünün olmadığını daha önceden biliyoruz. Örneğin, x² + 1 = 0 denkleminin reel kökü yoktur. Çünkü,(x² + 1 = 0 =>x² = -1) karesi –1 olan reel sayı yoktur. Şimdi, bu türden denklemlerin çözümünü mümkün kılan ve reel sayılar kümesini de kapsayan yeni bir küme tanımlayacağız...
a ve b birer reel sayı ve i = √-1 olmak üzere, z = a + bi şeklinde ifade edilen z sayına Karmaşık (Kompleks) Sayı denir. Karmaşık sayılar kümesi C ile gösterilir.
C = {z : z = a + bi ; a, b € R ve √-1 = i}dir.
(i = √-1 => i² = -1 dir.)
z = a + bi karmaşık sayısında a ya karmaşık sayının reel (gerçel) kısmı, b ye karmaşık sayını imajiner (sanal) kısmı denir ve Re(z) = a, İm(z) = b şeklinde gösterilir.
Örnek: Z1 = 3 + 4i, Z2 = 2 – 3i, Z3 = √3 + i, Z4 = 7, Z5 = 10i sayıları birer karmaşık sayıdır.
Z1 karmaşık sayısının reel kısmı 3, imajiner kısmı 4 tür.
Z2 = 2 - 3i =>Re(Z2) = 2 ve İm(Z2) = -3,
Z3 = √3 + i =>Re(Z3) = √3 ve İm(Z3) = 1,
Z4 = 7 =>Re(Z4) = 7 ve İm(Z4) = 0,
Z5 = 10i =>Re(Z5) = 0 ve İm(Z5) = 10 dur.
Örnek: x² - 2x + 5 = 0 denkleminin çözüm kümesini bulalım.
Çözüm: Verilen denklemde a = 1, b = -2, c = 5 tir.
Δ = b² - 4ac = (-2) ² - 4.1.5 = -16 = 16.i²
X1,2 = | -b ± √Δ = | -(-2) ± √16i² = | 2 ± 4i = 1 ± 2i dir. |
| 2a | 2.1 |
| 2 |
İ'nin Kuvvetleri
iº = 1, i¹ = i, i² = -1, i³ = -i, i4 = 1, i5 = i, ...
Görüldüğü gibi i nin kuvvetleri ; 1, i, -1, - i, değerlerinden birine eşit olmaktadır.
Buna göre, n € N olmak üzere,Örnek: ( i14 + i15 + 1 ).( i99 + i100 – 1) işleminin sonucunu bulalım.
i4n = 1
i4n + 1 = i
i4n + 2 = -1
i4n + 3 = -i dir.
Çözüm: i14 = (i4)3.i2 = 13.(-1) = -1
i15 = (i4)3.i3 = 13.(-i) = -i
i99 = (i4)24 .i 3 = 124.(-i) = -i
i100 = (i4)25 = 125 = 1 olduğu için,
(i24 + i15 + 1).(i99 + i100 – 1) = (-1 – i + 1).(-i + 1 – 1) = (-i) (-i) = i2 = - 1 dir.[2]
İki Karmaşık Sayının Eşitliği
Reel kısımları ve imajiner kısımları kendi aralarında eşit olan iki karmaşık sayı eşittir.
Z1 = a + bi } olsun. Z1 =Z2 ↔ (a = c ve b = d) dir.Örnek: Z1 = a + 3 + 2bi + 3i
Z2 = c + di }
Z2 = 8 + (a + b)i
Z1 = Z2 olduğuna göre, b değerini bulalım.
Çözüm: Z1= (a + 3) + (2b + 3)i, Z2 = 8 + (a + b)i ve Z1 = Z2 olduğundan,
a + 3 = 8 => a = 5
2b + 3 = a + b => 2b + 3 = 5 + b => b = 2 dir.
Örnek: Z1 = (a + b + 3) + (a – 2)i
Z2 = 0
Z1 = Z2 olduğuna göre, a.b değerini bulalım.
Çözüm: Z1 = Z2 olduğundan,
a – 2 = 0 => a =2,
a + b + 3 = 0 => 2 + b + 3 = 0 => b = -5 tir.
O halde, a.b = 2.(-5) = -10 dur.[2]
Bir Karmaşık Sayının Eşleniği
Z = a + bi karmaşık sayı ise Z = a – bi sayısına Z karmaşık sayısının eşleniği denir.
Örnek:
1) Z1 = 4 + 3i sayısının eşleniği Z1 = 4 - 3i,
2) Z2 = √2 - √3i sayısının eşleniği Z2 = √2 + √3i,
3) Z3 = -7i sayısının eşleniği Z3 = 7i,
4) Z4 = 12 sayısının eşleniği Z4 = 12,
5) Z5 = √3 - √2 sayısının eşleniği Z5 = √3 - √2 dir.
Örnek: Z = a + bi olmak üzere, 3 . Z – 1 = 2(4 – i) olduğuna göre, a + b toplamını bulalım.
Çözüm: 3 . Z – 1 = 2(4 – i)
3 . (a – bi) – 1 = 8 – 2i
3a – 1 – 3bi = 8 – 2i
olduğundan, 3a –1 = 8 ve -3b = -2 dir.
3a – 1 = 8 => 3a = 9 => a = 3 ve
-3b = -2 => b = 2/3 tür.
O halde, a + b = 3 + 2/3 = 11/3
Not:
- Bir karmaşık sayının eşleniğinin eşleniği kendisine eşittir ( (ž) = z )
- Reel katsayılı ikinci dereceden ax2 + bx + c = 0 denkleminin köklerinden biri Z = m + ni karmaşık sayısı ise diğeri bu kökün eşleniği olan Z = m – ni sayısıdır.[2]

Organeller
Mitokondri : (Mitokondri Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)
Oksijenli solumun yapan tüm ökaryotik hücrelerde görülenorganeldir.Hücrelerdeki görevi enerji üretmektir. Dolayısıyla enerji ihtiyacının fazla olduğu kas hücreleri, aktif taşımanın fazla olduğu hücreler, sinir hücreleri gibi hücrelerde sayı oranı fazladır. Sayıları hücrenin fonksiyonuna bağlı olarak ,hücre başına birkaç taneden 2500’ e kadar çıkabilir. Mitokondri iki katlı zara sahiptir. Zarları yapı olarak hücre zarının yapısına benzerler. Dış zar düz, iç zar ise içeriye doğru oluşan tüp şeklinde krista adı verilen kıvrımlardan oluşur. Krista zarında, elektron taşıma sistemine ait enzimler bulunur. ETS enzimleri enerji ile ilgili enzimler olduğundan fazla enerjiye ihtiyaç duyan hücrelerin mitokondrilerinde çok sayıda bulunur. İç zarın sınırladığı orta kısma matriks denir. Matrikste solunumla ilgili enzimler, ribozom DNA, RNA, protein, su ve mineraller bulunur.
Mitokondri DNA’sı,mitokondrinin çekirdekten bağımsız olarak çoğalması ve kendine has bir aaaabolizmasının olmasını sağlar.Yalnız, solunum enzimleri ve bazı maddeler çekirdek DNA’sında senaaalenir. Mitokondri DNA’sı çekirdek DNA’sına göre daha az bilgi taşır.
Ribozom : (Ribozom Nedir?, Hücreden Ne İş Yapar?, Özellikleri)
Virüsler hariç bütün hücrelerde bulunan ribozom, büyüklüğü 150-200 Å(angström) arasında değişen en küçük organeldir. Ribozomlarda protein senaaai yapılır. Hücreye giren aminoasitler burada protein haline getirilir. Proteinler hücrenin en önemli yapıtaşları olduğu için ribozomlar da hücrenin en önemli organelidirler.İzole edilmiş ribozomlar, hücre dışında gerekli ortam hazırlandığında protein senaaai yapılır.Zarsı bir organel olmayan ribozomların yapısında sadece rRNA ve protein bulunur. Protein kısmı sitoplazmada ribozomlarda, rRNA ise çekirdekçikte yapılır. Ribozomlar iki alt birinden oluşur. Ribozomu oluşturacak rRNA ve çekirdekte birleşerek büyük ve küçük alt birimleri oluşturur.Bu alt birimler daha sonra sitoplazmaya geçer.
Protein senaaai yapılmadığı zamanlarda bu alt birimler birinden ayrılır, işlevsel hale gelebilmek için tekrar birleşirler.
Ribozomlar, hücrede bir organele bağlı veya serbest olarak görülür. Bağlı olarak E.R ve çekirdek zarı üzerinde serbest olarak da sitoplazma sıvısı kloroplast ve mitokondri matriksinde bulunurlar. Hücrelerde iki farklı büyüklükte ribozom bulunur. Bumlar 70S ve 80S ribozomlarıdır.Prokaryotlarda ökaryotları kloroplastları ve mitokondrilerinde küçük ribozomlar bulunur.Ökaryot hücrelerin ribozomları ise 80’dir.
Endoplazmik Retikulum :
(Endoplazmik Retikulum Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Hücre zarını çekirdek zarına bağlayan kanallardan meydana gelir. E.R yumurta, embriyonik hücreler ve eritrositler hariç bütün ökaryotik hücrelerde bulunur.Her hücrenin endoplazmik retikulum kendisine has bir yapıya sahiptir. E.R kanalcıkları sabit bir yapıya sahip olmayıp,hücrenin işlevine göre değişebilir.Kanalcıklar hücre bölünürken kaybolur, daha sonra yeniden oluşturulur.
E.R başlıca özellikleri şunlardır:
- Zarları üzerinde bulunan ribozomların senaaalendiği protein moleküllerini golgi aygıtına taşır.
- Granülsüz E.R yağ senaaai yapar.İç salgı bezlerinden yağ tabiatında steroid hormonları salgılar.
- Sitoplazmik matriksle birlikte hücreye destek sağlar.
- Hücre içi dolaşımı sağlar. İyon ve küçük molekülleri gerekli bölgeler taşır.
- Hücrede asidik ve bazik tepkimelerin birbirlerini etkilemeden meydana geldikleri ortamı oluşturur.
- Çizgili kaslarda, kasın gevşemesi ve kasılmasında rol oynar.
- E.R yapı ve fonksiyon yönüyle çekirdekle yakın ilişki vardır.
Hücrede iki tip E.R bulunur.
Granüllü Endoplazmik Retikulum:
Zarları üzerinde ribozom bulunduğu için granüllü bir görüntüye sahiptir. Ribozomlar E. R üzerinde düzenli aralıklarla dizilirler.Bu tip E. R özellikle protein senaaainin hızlı olduğu hücrelerde daha iyi gelişi. Ribozomlarda senaaalenen protein E. R kanallarına geçer.Senaaalene proteinler ya doğrudan metobolik faliyetlerde kullanılır yad golgi aygıtı vasıtasıyla hücre dışına salgılanırlar.
Granülsüz Endoplazmik Retikulum:
Üzerinde ribozom bulunmaz, düz bir yapıya sahiptir.Genellikle karaciğer, testiz, ovaryum,böbrek üstü bezi, bağırsak mukakozası gibi işlevleri birbirinden farklı hücrelerde bulunur.
Granüllü Endoplazmik Retikulum:
Zarları üzerinde ribozom bulunduğu için granüllü bir görüntüye sahiptir. Ribozomlar E. R üzerinde düzenli aralıklarla dizilirler.Bu tip E. R özellikle protein senaaainin hızlı olduğu hücrelerde daha iyi gelişi. Ribozomlarda senaaalenen protein E. R kanallarına geçer.Senaaalene proteinler ya doğrudan metobolik faliyetlerde kullanılır yad golgi aygıtı vasıtasıyla hücre dışına salgılanırlar.
Granülsüz Endoplazmik Retikulum:
Üzerinde ribozom bulunmaz, düz bir yapıya sahiptir.Genellikle karaciğer, testiz, ovaryum,böbrek üstü bezi, bağırsak mukakozası gibi işlevleri birbirinden farklı hücrelerde bulunur.
Golgi Aygıtı:
(Golgi Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Olgunlaşmamış kan ve sperm hücreleri hariç bütün okaryotik hücrelerde görülür. Hücrede genellikle sentrozom civarında ve hücre tabanına yakın bulunur. Golgi aygıtı üst üste yığılmış yassı keselerden meydana gelmiştir. Keselerin çevresinde tomurcuklanma sonucu oluşan irili ufaklı kesecikler ve koaaaaar bulunur. Golgi aygıtının E. Rdan farkı üzerinde ribozomların bulunmaması ve keselerin belli bir bölgede grup halinde bulunmasıdır.
Golgi aygıtının başlıca görevi salgılamadır.
- Golgi aygıtından oluşan kesecikler hücre zarının yapısına katılırlar.Golgi vasıtasıyla dolu kesecik hücre zarının arasına girerek zarın hareket etmesine ve genişlemesini sağlar.
- Golgi aygıtı, salgı yapan hücrelerde çok iyi gelişmiştir. Tükrük bezi hücreleri
- Golgi aygıtı lizozom oluşumunda görev alır.
- Golgi aygıtının keselerinden tomurcuklanma ile bazı koaaaaar oluşur
- Bitkilerde hücre çeperinin oluşumuna katılır.
Lizozom :
(Lizozom Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Alyuvar hücresi dışında bütün hayvan hücreleri bulunur. Bitki hücrelerinde bulunmaz. Zarla çevrili bir organeldir.İçinde sindirim enzimleri bulunur. Hücre içi ve dışı sindirimi gerçekleştirir.Yaşlanmış organellerin ve hücrelerin parçalanmasını sağlarlar. Bu yüzden akyuvar ve karaciğer hücrelerinde bol miktarda bulunur.Hücre savunmasında etkilidirler.Spermin baş kısmında bulunurlar yumurtayı delmesini sağlarlar. Lizozom bozulmaları sonucu hücrelerde mutasyon meydana gelebilir. Eğer lizozom zarı patlarsa hücre kendini sindirir ve eritir.Buna otoliz denir. Ölümden bir süre sonra görülen kokuşma bunun sonucudur.
Koful :
(Koful Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)İçinde koful özsuyu bulunan zarlı keseciklerdir. Bitki ve tek hücrelilerde çok bulunur. Hücrenin sindiriminde, boşaltımında ve madde alış verişinde kullanılan boşaltım kofulu sindirim kofulu gibi çeşitleri vardır. Tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde kontraktil koful suyun fazlasını hücre dışına atar. Hayvan hücrelerinde az sayıda küçük koful bulunur. Genç bitki hücresinde çok sayıda küçük koful, yaşlı hücrede ise büyük koful bulunur.
Plastitler :
(Plastitler Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Hücrelerde kloroplast,kromoplast,ve lökoplast olmak üzere üç tip plastit bulunur.
Kloroplast:
Bitkilerde fotosenaaain gerçekleştiği yeşil renkli plastitlerdir.kloroplastlar özellikle bitkilerin yeşil kısımlarında bulunur. İki katlı zardan meydana gelirler. Kloroplastlar grana ve stromadan oluşur. Grananın etrafında “stroma” adı verilenbir sıvı ile doludur.Stromada DNA, RNA, Ribozom fotosenaaa enzimleri, karbonhidratlar, yağlar, proteinler, su ve mineraller bulunur.
- Kroloplastın temel görevi fotosentezdir.
- kloroplasttada mitokondiride olduğu gibi atp üretimi yapılır.bu senaaalenen atp dışasrı verilmez farkı budur. Kloroplast ve mitokondri yapısal olarak prokaryotik hücrelere benzerler. Her ikiside benzer yapıda ribozom içerirler. Kendilerine özel olan DNA’ları ile kendilerini eşleyebilirler.
Bitkilerdeki yeşilden başka sarı, turuncu, kırmızı renkleri oluşturan pigmentlerin bulunduğu plastitlerdir. Genellikle çiçek yaprak ve meyvelerde bulunur. Yeşil yaprakların sonbaharda sararmasının nedeni klorofillerin bozulup kloroplastların kromoplastlara dönüşmesidir.
Lökoplast:
Renksiz plastitlerdir. Nişasta, yağ ve protein depolarlar. Işık görmeyen kök, toprak altı gövdelerde ve tohumlarda bol bulunur. Işık gördüğünde kloroplasa dönüşür.
Sentrozom :
(Senrozom Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Bitki hücresinde, yumurta hücresinde ve sinir hücresinde bulunmaz. Yosun, mantar ve hayvan hücrelerinde bulunur. Zarsızdır ve sentriyol denilen iki silindirik proteinden oluşur. Hücre bölünmesi sırasında ikiye bölünen sentriyolün her biri bir kutba gider ve aralarında iğ iplikleri oluşur. Kromozomlar sentromellerinden bu ipliklere tutunarak kutuplara doğru çekilir. Kısaca görevi hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerini oluşturur.
Çekirdek :
(Çekirdek Nedir?, Hücrede Ne İş Yapar?, Özellikleri)Çekirdek hücrenin yönetim ve kalıtım merkezidir. Hücre aaaabolizmasının çekirdek yönetir. Yine canlıların özelliklerini taşıyan kromozom çekirdekte bulunur. Hücre bölünmesiyle bu özellikler hücreden hücreye aktarılır. Dolayısıyla çekirdek hücrenin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan bir hücresel yapıdır. Genellikle yuvarlak veya oval bir yapıya sahip olan çekirdek ışık mikroskobuyla da görülebilir. Çekirdek ve sitoplazma arasında belli bir oran vardır.
1.Çekirdek Plazması:
Çekirdeğin içini dolduran sıvıdır. Yarı akışkan yapıda olan bu sıvının viskositesi sitoplazma sıvısından daha yüksektir. İçinde su, protein, DNA, RNA, mineral ve diğer maddelerden oluşur.
2.Çekirdek Zarı:
Çekirdek materyali çift zarla çevrilmiş olarak sitoplazmadan ayrılır. Çekirdek zarı E.R’un devamı şeklinde olup E.R’un zarı ile bağlantı halindedir. Çekirdeğin iki zarı arasında kanal bulunur. Bu zar yapı olarak hücre zarının yapısına benzer. Hücre zarından farklı olarak dış zar üzerinde ribozomlar bulunmaz ve halka şeklinde “annulus” denilen yapılardan oluşan geniş “porlar” görülür. Porlar çekirdek plazmasıyla sitoplazma arasında serbest geçişe ve madde alış verişine imkan sağlar. Çekirdekte senaaalenen RNA molekülleri porlardan sitoplazmaya geçer. Ayrıca sitoplazmada senaaalenen bazı proteinlerde bu porlardan çekirdek içine alınır.
3.Çekirdekçik:
Hücrede bir veya daha fazla sayıda bulunabilen çekirdekçik, ribozom ve protein senaaainde aktif rol oynar. Yapısında DNA, RNA ve bazik proteinler bulunur. Ribozomun yapısına katılan RNA’ların çoğu çekirdekçikte senaaalenir. Çekirdekçik hücrede RNA’ların en yoğun olduğu bölgedir. RNA’lar burada proteinlerle birleşerek ribozomun alt birimlerini oluşturur. Porlardan sitoplazmaya geçen alt birimler birleştiğinde işlevsel ribozomları oluştururlar. Çekirdekçiğin sayısı ve büyüklüğü hücrenin işlevine göre değişir. Kas hücreleri gibi protein senaaainin az olduğu hücrelerde çekirdekçik bulunmaz veya çok küçüktür. Buna karşılık salgı hücreleri gibi protein senaaainin hızlı olduğu hücrelerde çekirdekçik büyük veya çok sayıda bulunur. Çekirdekçik ışığı çok iyi kırdığından ışık mikroskobuyla görülebilir.
4.KALITIM MATERYALİ:
Kalıtım materyalinin yapısal sırası;
Nükleotit → Üçlü Şifre → Gen → DNA
Üçlü şifre üç nikleotitin birleşmesinden meydana gelir. Genler değişik sayıda nikleotitlerden meydana gelmiş protein senaaai yapmakla görevli DNA parçasıdır. Genler kromozomların lokus denilen yerlerinde bulunurlar. Bu yapılarla canlıların özellikleri nesilden nesile geçer. Yine hücrede her enzim bir genin kontrolünde çalışır. Genler bir araya gelerek DNA meydana getirir. DNA terimi tüm nükleotit dizisini ifade etmek için kullanıldığı gibi nükleotit dizisinin belli bir bölgesi içinde kullamılır. DNA çekirdekte proteinlerle birlikte bulunur. DNA protein kompleksi kromatin olarak atlandırılır. Kromatinler ise hücre bölünmesi esnasında kısalıp kalınlaşarak kromozomları oluşturur. Proteinler ,mRNA transkripsiyonu ve DNA replikasyonuna yardımcı olur ve DNA replikasyonuna yardımcı olur ve DNA’yı organize eden yapısal proteinler olarak görev yapılır.
ÇEKİRDEĞİN GÖREVLERİ:
1.Protein Senaaai:Protein senaaai transkripsiyon ve translasyon denilen iki aşamada gerçekleşir.
A: Transkripsiyon (Yazılım)DNA’daki protein şifresi mRNA şeklinde sitoplazmaya taşınır.DNA’dan mRNA senaaaine transkripsiyon denir.Bu esnada DNA’nın tamamı değil sadece ilgili gendeki şifre kopyalanır.
B:Translasyon (Çeviri):Translasyon mRNA’la sitoplazmaya taşınan şifrenin ribozomlarda protein şeklinde kodlanmasıdır. Translasyon esnasında şifre okunur ve bu şifreye göre sitoplazmadaki aminoasitler enzimler yardımıyla birbirine bağlanarak protein molekülü oluşturur.Bu hücrede aynı anda çok çeşitli protein senaaalenebilir. Bir protein molekülünün senaaalenebilmesi için yaklaşık 10 saniye ile 2dakika yeterlidir. Bakterilerde protein senaaai daha hızlıdır. Bu nedenle antibiyotiklerin bir çoğu bakterilerdeki protein senaaaine engelleyerek etkili olur.
Dize sonlarındaki ses benzerliğine uyak ( kafiye) denir. Uyak, dize sonlarında anlam ve görev yönünden farklı sözcük, eklerden ya da seslerden oluşur.
Uyak (Kafiye)Türlerine aşağıda değinelim:
Redif
Dize sonlarında, uyaktan sonra gelen aynı anlamdaki sözcüklere ya da aynı görevdeki eklere denir. Bundan anlaşılacağı gibi, rediflerin bir bölümü sözcük, bir bölümü de ektir.
Gündüzler size kalsın, ver in karanlıkları
örtün, üstüme Örtün şer in karanlıkları
Bu parçada “karanlıkları” sözcükleri aynı anlamda olduğundan, sözcük (halinde) durumunda rediftir. -in” ekleri, kişi ekidir; aynı görevdedir. Kişi ekinden önceki İki sese dayalı ses benzerliği, kafiyedir.
Üstümüze gelen boran, kış gibi
Şahin pençesinde yavru kuş gibi
Seher sabahında rüya düş gibi
Çağırta bağırta aldı dert beni .
Bu parçada “gibi” sözcükleri redif, “ş” sesi uyaktır.
Siyah kaküllerin dökmüş
Kail güllere güllere
Ala gözlerini dikmiş
ince yollara yollara
Bu parçada “-miş” eki, her iki sözcükte de geçmiş zaman ekleri olarak aynı görevde kullanıldığından ek halinde rediftir, “-lere” ve “-lara” eklerinde de çoğul eki ve durum ekleri (hal ekleri)aynı görevde olduğundan ek halinde rediftir. Bu eklerden önceki, “k” ve “I” sesleri uyaktır.
Bu parçada “sakınırım” sözcükleri” ve “den” durum ekleri rediftir, “-den” durum ekinden önceki iki sese dayalı benzerlik, uyaktır.Elini koynuna sokma
Seni sen den sakınırım
Sen bir kuzu ben bir kurdum
Seni ben den sakınınm
Yarım Uyak
Şiirlerde dizelerin sonlarındaki tek ünsüzün benzerlik göstermesine yarım uyak adı verilir.
Bu parçada, son sözcüklerdeki “z” ünsüzleri yarım uyak, diğer ekler rediftir.Huri kızlar sürmelemiş gözünü
İlin aşiretin çeksin nazmı
Kaldır perçemini pörem yüzünü
Bu parçada “r” ünsüzleri yarım uyak, diğer ekler ise ek halinderediftir.öldürüp kanıma girme
Gayrılara gönülverme
Ela gözlerine siyah sürme
Çekme beni öldürsün
Tam Uyak
Şiirlerde dizelerin sonlarındaki bir ünlü, bir ünsüzün benzerliğine dayalı uyak çeşitlerine tam uyak adı verilir.
Gurbet o kadar açı
Kİ ne varsa içimde
Hepsi bana yabana
Hepsi başka biçimde
Bu parçadaki “çi” bir ünsüz, bir ünlü benzerliğine dayalı olduğundan tam uyaktır.
Hörü melek var mı senin soyunda
Kız nazarım kaldı usul boyunda
Bu parçadaki “oy” sesleri tam kafiye, sonraki ekler rediftir.
Zengin Uyak
Şiirlerin dize sonlarındaki ikiden çok ses benzerliğine dayanan kafiye çeşitlerine zengin uyak(zengin kafiye)adı verilir.
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
Soğuk bir mart sabahı buz tutuyor her soluk
Bu şiirdeki “luk” ikiden çok ses benzerliğine dayalı olduğundan zengin uyaktır. Redif yoktur.
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı
Bu parçada “cağ” sesleri zengin kafiye “ı” sesi ek halinderediftir.
Cinaslı Uyak
Bu kafiye türü zengin uyak benzeribir uyakçeşitidir. Dize sonlarında anlamları farklı, sesleri aynı ( sesteş sözcükler ya da eşsesli sözcükler) sözcükler, cinaslı uyak (cinaslı kafiye)oluşturur. Aynı zamanda söz sanatlarında cinas sanatı diye biredebi sanat vardır.
Nazlı yâre selâm saldım almamış
Almazsa gam değil almayıversin
Sevdiği Kemter’den vazgeçti ise
Bergüzâr verdiğim almayı versin.
Son dizedeki alma, meyve olan elmadır. “almayıversin” diyerek cinas sanatı oluşturmuştur. Aynı zamanda da cinaslı uyak vardır.
Diğer cinas örnekleri aşağıda altı çizili ve kalın olarak işaretlenmiştir.
Bülbül evler güle naz
Girdim bir dost bağına
Ağlayan çok gülen az
Yatma a kız yüz üstü
Ak gerdanlar nem alır
Ben felek soygunuyum
Hırsız gelse nem alır
Bilmem ki yaz mı gelmiş
Niçin açmış gül erken
Aklımı kayıp ettim
Nazlı yarim gülerken
Tunç Uyak
Birbiri ile uyaklı sözcüklerden biri, diğerinin içinde aynen yer alırsa tunçkafiye oluşur. Yine unutulmamalıdır ki tunç kafiye (tunç uyak) bir zengin uyak türüdür. Yani ses benzerlikleri en az üç sözcükten meydana gelmeli.
Örneğin:
——— su
——–dolusu
——–dolusu
burada su sözcüğü ikinci dizedeki dolusu sözcüğünün içinde yer almış buna rağmen tunç kafiye değildir. Çünkü tunç kafiyede en az üç ses benzerliği gerekmektedir.
Tunç Uyak Örnekleri:
Var gez kayalıkta, dağda, kırda.
Düş bir çukura, geber, kakırdaN’oldu sangi yeşil pancumn indi
Karanlık akşamlara dödü ikindiTara da zülfünü gerdana bırak
Görüşmek isterim yolllarım ırak
Düz Uyak
Bu uyak türüne mesnevi kafiyesi dedenir. Dizelerin ikişerli olarak, art arda kendi aralarında uyaklanışına düz uyak(düz kafiye) adı verilir.
Düz Uyak (Kafiye)Örnekleri:
Gâh odunda vü gâh suda idi a
Dün ü gün kahrile kısuda idi aOl kadar çeker idi yükler ağır b
Ki teninde tü komamıştı yağır bNice tü kalmamıştı et ü deri c
Yükler altında kana döndü deri c
Çapraz Uyak
Şiirlerdeki bir dörtlükte birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerin uyaklanmasına çarpraz uyak (çarpraz kafiye) adı verilir.
Çarpraz uyak (kafiye) örnekleri:
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın a
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir b
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın aSana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul a
Görmedim:Gezmediğim,sevmediğim hiç bir yer b
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul a
Sade bir semtini sevmek bile ömre değer
Sarmal Uyak
Şiirlerdeki bir dörtlükte birinci dize ile dördüncü dizenin, ikinci dize ile üçüncü dizenin uyaklı olmasına sarma uyak (sarmal kafiye) adı verilir.
Sarmal Uyak (Kafiye) Örnekleri:
Biliyorum gölgede senin uyuduğunu a
Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin b
Nazların aleminde yumulmuş kirpiklerin b
Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu aBiraz düşündüm de derinden a
Ben nasıl unuturum dünleri b
Niye zinden ediyorum günleri b
Zevk de almalı aşkın kederimden a
Enerji iş yapabilme yeteneğidir. Enerji’ye sahip olan bir cisim, bir yol boyunca bir kuvvet etki ettirme yeteneğine sahiptir. Örneğin, yerde yuvarlanan bir top bu etkiye sahiptir. Enerji mekanikte iki türe ayrılabilir: Kinetik (Hareket) enerji ve Potansiyel (durum) enerji.
Kinetik Enerji Nedir?
Hareket halindeki herhangi bir cismin kinetik enerjisi vardır. Bir cismin sahip olduğu kinetik enerji, cismin kütlesi ve hızına bağlıdır.Bu durumda 90 km/saat hızla hareket eden bir otomobil ile bir tren düşünelim. Kütlesi çok büyük olan trenin kinetik enerjisi otomobilinkinden daha büyüktür. Aynı şekilde, kütleleri aynı iki otomobil ele alalım. Bunlardan birisi 90 km/saat, diğeri ise 40 km/saat hızla hareket etsinler. Hızı büyük olanın kinetik enerjisi daha büyük olacaktır.
Potansiyel Enerji Nedir?
Hareketsiz duran bir cismin de enerjisi vardır. Bu enerji cismin konumuna bağlıdır. Yerden bir metre yükseğe kaldırılan bir cismi ele alalım. Bu cismin yere göre bir enerjisi vardır. Bu enerjiye, yani durum enerjisine potansiyel enerji diyoruz.Örneğin, 1000 N ‘luk bir cisim 5 m yükseğe kaldırılırsa potansiyel enerjisi 5000 J olmaktadır. Benzer şekilde sıkıştırılmış bir yayın sahip olduğu enerjiye potansiyel enerji diyoruz. Yay serbest bırakılınca önünde bulunan bir cismi hızla attırabilir. Yayın esneklik potansiyel enerjisi; yaypot Enerji Nedir? ile verilir. Burada k yayın esneklik sabiti (N/m) ve x ise sıkışma veya uzama miktarıdır.
Dost Siteler : rap dinle |
arabeskrap |
kim milyoner olmak ister |
online tv izle |
tv dizileri izle |
şarkı dinle |
fundyy şarkıları |
kayıp şehir dizisi | duman dinle | Polina Egorova |
2013 şarkıları dinle













